Neden bir mektup uygulamasına isim ve fotoğraf koymadım
Bir yazışma uygulaması açtığında ilk gördüğün şey neredeyse hep aynıdır: bir yüz. Sonra bir yaş, bir mesafe, bir bio. Karar üç saniyede veriliyor ve o karar bir fotoğrafa dayanıyor. message in a bottle'ı kurarken ilk aldığım karar, o fotoğrafı kaldırmak oldu. İsim de yok, profil fotoğrafı da. Sadece yazdığın kelimeler.
Bu bir estetik tercih değil, mekanik bir tercih. Görsel olmayan, karşılıklı ve yazılı bir açılmanın kısa sürede yakınlık kurabildiğini gösteren çalışmalar var. İnsanlar tanımadıkları birine, tam da tanımadıkları için daha dürüst yazabiliyor. Fotoğraf o dürüstlüğün önüne geçiyor, çünkü karar veriyi görmeden kapanıyor.
İkinci karar da buradan çıktı: burada kimseyi kaydırıp elemiyor, birine yazıp cevabını bekliyorsun. Mektup anında ulaşmıyor, gerçek zamanda gecikmeli ulaşıyor. Bu anlık sohbet değil. Beklemek can sıkıcı bir kusur gibi görünebilir ama beklenti, mektuplaşmanın hep en tatlı kısmıydı.
Sırada ne var
Asıl zor kısım şu: sistem seni okudukça kim olduğunu anlayıp sana yakın insanları önerecek. Bunu iddia etmek kolay, kanıtlamak zor. Bu yüzden bir sonraki yazıda önerilerin isabetini nasıl ölçmeye başladığımı ve ilk sayıları anlatacağım. Ölçmediğim hiçbir şeyi "çalışıyor" diye satmayacağım.
Bu sırada listeye katılabilirsin. İlk mektuplaşanlardan biri olursan, motoru senin mektupların olgunlaştırır.